Vesselam

Bilen bilir bu memlekette iyisiyle kötüsüyle 10 yıl gazetecilik yaptım. Aslında yaptım da sayılmaz. Eğer birisinin yanında çalışıyorsanız patronun dediğini, kendi yayın organınız varsa reklam verenin dediğini dikkate almak zorundasınızdır her zaman. Hele ki bir de siyasi kimliğe bürünmüşseniz işte o zaman gazetecilik sıfatınız bitmiş demektir. 

Evet...

Yukarı da yazılı olan her şeyi  yaşadım. Fazlası var eksiği yok. 

Ama bu meslek öyle bir şey ki siz ne kadar kaçarsanız kaçın peşinizi bırakmaz. 

Yıllardır mesleği yapmamanıza rağmen hala birilerinin telefonunda Gazeteci diye ünvanınız kalır. 

Sadece telefon da değil. Sizin de ruhunuza işler bu meslek aslında. Arkadaş ortamınızda tartışırsınız gazeteci gözüyle bakarsınız olaylara. Çay içerken ses duyarsanız kendinizi balkona atarsınız. Bir hırsızlık yolsuzluk duyarsınız hemen kulak kesilirsiniz.  Bu da meslekten kalan alışkanlıklardır işte sizin içerinizde. 

Siz uzak durmaya çalıştıkça birileri gelir; Bu şöyle yaptı, şu başkan bunu dedi, bu müdür bunu çaldı, bu şef bunu sattı vs vs... 

İşte içerinizde sönmüş o volkan tekrar alev alır. Birden olayların içerisinde bulursunuz kendinizi. Araştırırsınız bakarsınız. Bir bakmışsınız ki dedikodu değil doğrular söyleniyor hatta eksiği var fazlası yok cinsinde. 

Atakum bunu yapmış. Canik’te şu olmuş. Bak hele sen Tekkeköy’e derken bu İlkadım Belediyesi hakkında bir şey duyunca tüğlerim diken diken oluyor. 

Neden mi? 

İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş’a zamanında basın ile alakalı işlerinde çeşitli yıllarda çalıştım. Aldığı gömleğim ve ceketin parasını kredi kartına taksitle alan adamdır kendisi. Dürüst Başkan imajı çizdi ama hakkını yememek lazım öyle. 

Kendisi öyle de ekip ne durumda? 

Ne siz sorun ne ben söyleyeyim...

İçler acısı içler...

İşte bu yüzden tüğlerim diken diken oluyor. 

Birileri alıyor, kaçırıyor, satıyor, saklıyor, istiyor, vermeyince evrakı yapılmıyor...

Saymakla yazmakla bitmiyor. 

Aslında biter bitmesine de bunlar durmuyor ki! 

Maşallah 10 parmaklarında 10 marifet.

Kısacası vardır bir bunun bir Hikmet’i diyelim biz. 

Ama birilerinin dur demesi de gerekmiyor mu sizce? 

Artık ne yayın organı sahibiyim, ne de bir yayın kuruluşu çalışanı. 

Burada bana ayrılan ufacık köşemde doğru bildiğimi ve doğruluğuna inandığımı, halkın menfaatine olan konuları kaleme alacağım. 

Diğer yazımız da, yukarıda bahsi geçen konuları biraz daha detaylı ele alacağız. 

Sonra selam yok sabah yok hemen konuya girdin diyorsunuz vesselam 

YORUM EKLE