Fenerbahçe'nin santrforu Muric: Fenerbahçe tarihine adımı altın harflerle yazdırmak istiyorum

Fenerbahçe'nin Kosovalı santrforu Muric, sarı-lacivertli kulübün tarihine adını altın harflerle yazdırmak istediğini belirtti.

Fenerbahçe'nin santrforu Muric: Fenerbahçe tarihine adımı altın harflerle yazdırmak istiyorum

İSTANBUL (AA) - Fenerbahçe'nin Kosovalı santrforu Vedat Muric, Fenerbahçe dergisinin ağustos sayısında yer alan röportajında, sarı-lacivertli takımda kalıcı olmak istediğini vurgulayarak, "Fenerbahçe tarihine adımı altın harflerle yazdırmak istiyorum. İnşallah iyi bir başlangıç yapıp kariyerimin sonuna kadar Fenerbahçe'de kalmak istiyorum." ifadelerini kullandı.

Çocukluk döneminde dedesinin Fenerbahçe'yi tuttuğunu anlatan 25 yaşındaki Vedat, şunları aktardı:

"Futbola ilgi duyduğum dönem ailedeki yakınlarımıza 'Sen hangi takımlısın' diye soruyordum. Partizan gibi Yugoslav takımlarını söylüyorlardı. O ara hiç unutmuyorum. Dedeme sorunca 'Ben Fenerbahçeliyim' dedi. Çok şaşırmıştım çünkü bu takımın adını ilk defa duymuştum. Dedem, eski başkanlarımızdan 'Ali Şen Kosovalı olduğu için Fenerbahçe'yi tutuyorum' demişti. Ertesi gün de Fenerbahçe'nin maçı vardı. Dedem 'Hadi maç izlemeye gidelim' dedi ve birlikte kahveye maç izlemeye gittik. Hangi maçtı tam hatırlamıyorum ama Lazetic, Rapajic, Revivolu kadroydu. Dedemle maç izlemeye gide gide Fenerbahçeli oldum ve giderek daha koyu bir taraftar oldum. Maç izlerken tırnaklarımı yerdim. Arnavutluk takımına transfer olunca Türkiye ligini izleme şansım olmadı pek ama yine de internetten maç sonuçlarını takip ediyordum. Günümüze gelirsek zor bir transfer süreci olduğunu kabul ediyorum ama karar vermek benim için çok kolaydı. Fenerbahçe'nin, Türkiye'nin en büyük camiası olduğunu herkes söylüyor ama içeri girdikten sonra o hissiyat 100 misline, bin misline çıkıyor."

"Annemin çaresizliğinden ağladığını bilirim"

Vedat, çocukken evlerini terk edip komşu ülke Arnavutluk'a ailesi ve akrabalarıyla sığınmak zorunda kaldıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"5-6 yaşlarındaydım. O dönem Sırp askerleri Kosova'da baskın yaptıkları evlerdeki tüm erkekleri topluyor, ya onları kendileri için çalıştırıyorlar ya da işkence yapıp öldürüyorlardı. Bizim eve baskın yapan Sırp askerleri ise 'evden çıkın' dedi. Allah'ın sevdiği kullarıymışız ki bize merhametli Sırp askerleri denk geldi de bizim evden kimseyi götürmediler. Bir saat civarında toparlandık. Anneme sordum 'Nereye gidiyoruz?' diye. O da bana 'Tatile gidiyoruz' dedi. Bizim bütün mahalle Muric ailesi diye geçer. 50-55 kişi Arnavutluk'a gittik. 50-55 kişi Arnavutluk’ta bir evde kalmaya başladık. NATO’dan kumanya geliyordu ama tabii kısıtlıydı. Annemizden yiyecek bir şey isterdik sabah soğan-ekmek verirdi. Öğle tekrar isteyince yine soğan-ekmek verirdi. Annemin çaresizliğinden ağladığını bilirim. Çok zor günlerdi."

Sarı-lacivertli taraftarlardan kendilerini desteklemelerini isteyen Vedat, "Onlar zaten iyi günde, kötü günde Fenerbahçe sevgisinin sadece skor, maç sevgisi olmadığını, bir arma sevgisi olduğunu, Fenerbahçe sevgisinin başka bir şey olduğunu bütün Türkiye'ye, alem-i cihana gösterdiler. Diğer takımların taraftarları gibi 2 mağlubiyetten sonra takımlarına küsmediler, stadı boş bırakmadılar. Biz de onlara özlediğimiz güzel günleri yaşatmak ve Fenerbahçe’yi layık olduğu şampiyonluklara taşımak istiyoruz. Yani son sözüm 'Fenerbahçe geliyor." şeklinde görüş belirtti.

Muhabir: Sezer Yavuz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER