Meclis kuruluşunun 100. yıl dönümüne hazırlanıyor

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, TBMM'nin kuruluşunun 100. yılının, Meclisin kökleşmesinin teminat altına alındığı dönemi ifade ettiğini belirtti.

Meclis kuruluşunun 100. yıl dönümüne hazırlanıyor

TBMM (AA) - TBMM Başkanı Mustafa Şentop, TBMM Tören Salonu'nda parlamento muhabirleriyle bir araya gelerek Meclisin kuruluşunun 100. yılı kapsamında düzenlenecek etkinliklere ilişkin açıklamalarda bulundu

Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 100. yıl dönümü olduğunu da hatırlatan Şentop, Atatürk'ün yaşamı boyunca birçok şehre gittiğini, her şehirde de bu yönde kutlamaların yapıldığını söyledi.

Şentop, Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin bir şehri ziyaretten ibaret olmadığını, Meclisin 23 Nisan 1920'de açılmasıyla ilgili sürecin 27 Aralık'ta fiilen başladığını dile getirdi.

Daha sonra TBMM'nin açılışının 100. yılı dolayısıyla hazırlanan kısa film gösterildi.

Şentop, TBMM'nin açılışının 100. yılının tarihi bir nokta olduğunu vurgulayarak, "100 yıl sonra geçmişin nasıl göründüğüne dair önümüzde bir perspektif var. 100 yıl, aslında TBMM'nin kökleşmesinin teminat altına alındığı dönemi ifade ediyor. Geleceğe dönük bir perspektif için geçtiğimiz 100 yılın değerlendirilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum." dedi.

Etkinlikler kapsamında 100 yıllık dönemin değerlendirilmesinin yapılacağını anlatan Şentop, bunların bir kısmının bugüne ve geleceğe dair çıkarılması gereken dersleri kapsadığını, bir kısmının ise 100 yıllık bir parlamentonun önemi üzerinde Türkiye'nin genelinde bir anlayış, bir heyecan, bir farkındalık uyandırmayı amaçladığını söyledi.

"Türkiye'nin önceliği olmalı"

23 Nisan'ın aynı zamanda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olduğunu anımsatan Şentop, bunun Türkiye açısından önemli olduğunu ifade etti.

Şentop, dünyada çocuklarla ilgili günlerin ve haftaların kutlandığını, bunlardan en yaygınının Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1954 yılında ilan edildiğini ve bunun Türkiye'de çocuklarla ilgili bir bayram fikrinin somutlaşmasından 27 sene sonraki bir tarih olduğuna dikkati çekti.

Dünyada çocuklarla ilgili bir gün veya hafta belirlenecekse bu konuda Türkiye'nin önceliği olması gerektiğini belirten Şentop, "Çünkü, dünyada bu konudaki kabul edilen tarihten 27 yıl önce Türkiye bir adım atmış. Nisan ayının üçüncü haftasının, gün olarak 23 Nisan'ın bütün dünyada çocuklarla ilgili bir gün olarak kabul edilmesine yönelik bir girişim esasen daha önceden de düşünülmüş. Özellikle 1970'li yılların sonlarında Türkiye'nin bu konuda bazı teşebbüsleri olmuş. Biz bunu biraz daha güçlü bir şekilde takip ederek gündeme getirmeyi düşünüyoruz. Bu bağlamda 23 Nisan'da dünyanın çeşitli ülkelerinden çocuklar da geliyorlar. Bir çocuk parlamentosu oluşturup bildiri yayınlamaya dair de fikrimiz var." diye konuştu.

Meclisin kuruluşunun 100. yıl etkinlikleri kapsamında yapılacak çalışmalara ilişkin de bilgi veren Şentop, yaşanan süreçlere ilişkin belgeseller ve önemli bazı konularda üç dakikalık 100 kısa film yapılacağını söyledi.

TBMM'nin, kuruluşundan bugüne kadar çoğu kimsenin aslında bilmediği, içeriğinden, tarihi gelişiminden haberdar olmadığı çok farklı özelliklerinin bulunduğunun altını çizen Şentop, bunlara ilişkin çalışmanın da olacağını belirtti.

Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sosyal medyada da bir program çalışmamız, planımız var. Milli irade çerçevesinde konuşmalar içeren, kamuoyunun yakından tanıdığı bilim adamları, sanatçılar, edebiyatçılar, spor dünyasından insanlar ve siyasetçilerin yer aldığı 23 Nisan 2020'ye kadar Milli Mücadele sürecinde yaşananları ve Milli Mücadele'ye, parlamentonun 100 yıllık tarihine atıf yapan kısa konuşmalarla sosyal medyada kamuoyuna her gün farklı bir kişinin konuşacağı bir video olacak.

Ocak ayı başlarında başlayacak ve 23 Nisan 2020'ye kadar devam edecek. 100'ün üzerinde ismin katılacağı bir çalışma. Her sabah saat 07.00'de yayınlanmaya başlanacak. TBMM'nin 100. yıl internet sitesi ve mobil uygulamasıyla ilgili de çalışmalar var. Kısa film yarışması, festivaller var. 2020 yılı boyunca her biri yaklaşık 40 saniyelik 12 adet kamu spotunun her ay bir tanesi servis edilecek. Milli irade ana vurgusu üzerinden şekillenen içerikler var. Fotoğraflarla Milli İrade Sergisi, 100 yıl boyunca elimizde bulunan fotoğraflardan oluşacak. Bunlar Türkiye'nin farklı illerinde de sergilenecek."

Türkiye'de almanak geleneğinin olmadığına işaret eden Şentop, 100 yılın her bir yılını içeren parlamento ekseninde şekillenen almanaklar hazırlayacaklarını, her yılın bir kitap şeklinde olacağını dile getirdi. Şentop, parlamento tarihiyle ilgili çalışmaları genele hitap eden metinlere dönüştürecek bir çalışma da yürüttüklerini ve ellerinde yaklaşık 70 cilt civarında bir parlamento tarihinin bulunduğunu söyledi.

TBMM tarihinin ağırlıklı olduğu çalışmayı da kalıcı metin olarak ortaya koyacaklarını belirten Şentop, şöyle devam etti:

"Akademik dergilerde, mümkün olduğu kadar düzenli yayın yapan dergilerde 100. yıla yönelik özel sayılar çıkartılacak. TBMM'nin açılışının canlandırılması var, buna dair hazırlık yapıyoruz. Bunun dışında 100. yıl hatıra ormanları, THY'nin giydirilmiş bir uçakta Türkiye'nin farklı yerlerine 100. yıl uçuşları, 100. yıl pulu ve özel bastırılmış para gibi birtakım düşünceler var ama bunlar tamamı değil, ana hatlarıyla söylüyorum. Çalışmalarımız devam ediyor, bunları peyderpey ortaya koymak istiyoruz."

Mustafa Şentop, bugün yerli otomobilin tanıtımının yapılacağına dikkati çekerek, "Bu da çok önemli bir aşama. Türkiye'nin yüzüncü yılına bir adım olarak değerlendirebileceğimiz bir program. Dolayısıyla bunların birbiriyle çatışmasını da istemiyoruz. Bunun her birinin 100. yıl çalışmalarına katkısının olacağını değerlendirdiğimiz için bugün ana hatlarıyla bir başlangıç yapalım diye düşündüm." ifadesini kullandı.

Şentop, önemli bir tartışma konusunun "TBMM'nin itibari" meselesi olduğunu ifade etti.

Özellikle hükümet sistemi değişikliğinden sonra bu konuda zaman zaman tartışmalar yaşandığını anımsatan Şentop, bu hükümet sistemi değişikliğinde çalışmış birisi olarak başından itibaren bu konuda müteaddit defalar açıklama yaptığını anımsattı.

"Yeni hükümet sistemi esasen parlamentoların gücünü artıran bir sistem." diyen Şentop, "ABD'de yaygın olarak sistem 'başkanlık' diye ifade edilir ama buna 'kongre sistemi' diyenler de var. Zaman zaman parlamentonun daha güçlü, etkili olduğu siyasi süreçler de durumlar da olmuş. Tabii bunlar hukuki düzenlemelerle olan şeyler değil. Siyasetin kendi dinamikleri içinde zaman zaman yürütme zaman zaman yasama öne çıkmıştır. Bu, biraz olayların gelişimiyle, konjonktürle ilgili bir durumdur." diye konuştu.

Burada esasen hukuki imkanlara, potansiyele, parlamentonun güçlenmesine imkan verip vermediğine bakmak gerektiğini dile getiren Şentop, şunları kaydetti:

"Parlamenter sistemde, yürütmenin kontrolünde olan bir parlamento vardır. Hem yasama hem denetim süreçleri bakımından bu işin mantığı gereği böyledir. Çünkü eğer bir yürütme varsa, bu hükümet parlamentodan güvenoyu almış demektir. Eğer hükümet güvenoyu almışsa, parlamento çoğunluğu hükümetin arkasında demektir. Parlamento çoğunluğu hükümetin arkasındaysa o zaman çoğunluk hükümetin elinde demektir. Dolayısıyla hükümetin yasama sürecini, politikalarını yönetmesi gayet tabidir, mantık gereğidir.

Denetim süreçlerinde de yine en sonunda ne yaparsanız yapın, gensoru, araştırma önergesi, soruşturma önergesi olsun, sayılara bakılıyor. Sayı çoğunluğu, hükümet varsa hükümetin arkasındadır. Denetim süreçlerini de hükümet yönetiyor. Bu parlamenter sistemin doğası gereğidir. Halbuki yeni sistemde yasama ve yürütme ayrı ayrı seçilmiş olduğu için sistem en azından parlamento çoğunluğun, Cumhurbaşkanı ile aynı partiden olma zorunluluğunu getirmiyor. Seçim sonucunda, Cumhurbaşkanının siyasi partisinin parlamentoda çoğunluk sağlamama imkanı, ihtimali vardır. Dolayısıyla bu ihtimal, bu hukuki imkan, yasama ve denetim süreçlerinin parlamento merkezli yürümesine teorik olarak yol açıyor. Geri kalan kısmı siyasetin kendi dinamikleriyle ilgili bir kısımdır. Bu siyasetin kendi dinamikleri üzerinden tartışırsanız, o zaman bu sistem tartışması olmaz. Hangi sistem olursa olsun sonuçlar o zaman aynıdır."

Bir parti parlamentoda anayasa değişliği yapacak çoğunluğu sağlıyorsa, iki sistemde de parlamentoda yasama ve denetim süreçlerinin bu çoğunluğun elinde olacağını anlatan Şentop, "Bu sistemle alakalı bir husus değildir. Bu bakımdan hukuki imkan ve teori bakımından anayasa düzenlemelerin, parlamentoların güçlenmesi yönünde, itibarının artması yönünde bir imkan sunduğunu söylüyorum ve buna da inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Kötü niyeti anlamakta zorlanıyorum"

Milletvekillerine, siyasetçilere, medyaya görev düştüğünü belirten Şentop, ""Münferit olaylar üzerinden parlamentonun itibarını zedelemeye yönelik sözler, konuşmalar, haberler, değerlendirmeler olmamalı." dedi.

Bunun bir sorumluluk gereği olduğunu vurgulayan Şentop, "Sosyal bilimlerde bir hüküm kurabilmek, bir sonuç bölümü yazabilmek mümkün olduğu kadar çok sayıda tekrarlayan olaylar bulmanız lazım, müşahede etmeniz, gözlemlemeniz lazım. Bir tane münferit olay üzerinden kalkıp bir genelleme yaparak bunu da gerçekle bağdaşmayacak şekilde Meclise yönelik bir saldırıya dönüştürdüğümüz takdirde, bunun siyasetçiler, milletvekilleri, zaman zaman basın mensupları da yapıyor, bunun çok iyi niyetli olmadığını düşünmekte haklıyız." ifadelerini kullandı.

Dün gece, Meclisin internet bağlantısı üzerinden "cumhuriyet.gov.tr" web sayfasına engelleme olduğu ve ulaşılamadığı şeklinde haber yapıldığını aktaran Şentop, "Bütün arkadaşlarımız, ben de dahil ulaşılabilir vaziyetteyiz, 7 gün 24 saat. Eğer bir konuyla ilgili bir bilgi varsa elinizde bunu doğruluğunu teyit etme imkanınız her zaman için var. Burada bir sıkıntı yaşadığınızda doğrudan benim haberim olsun. Ben bu kanallarda tıkanıklık olursa bunu açarım. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Şu anda öyle bir sorun yok, bütün arkadaşlarımız ulaşılabilir vaziyette." diye konuştu.

Yıl sonu olması dolayısıyla, Meclisin internet bağlantılarıyla ilgili altyapı çalışmaları yürütüldüğünü bildiren Şentop, şunları söyledi:

"Bu arada zaman zaman dakikalar ve saatler içerisinde ulaşımla bağlantıyla ilgili sıkıntılar yaşanıyor. Bu belli bir gazetenin web sayfasına yönelik değil mesela aynı süre içinde Hürriyet, Google, Haber 7'nin internetine ulaşımla ilgili sıkıntılar da geldi bilgi olarak. Dolayısıyla herhangi bir gazetemizin, haber sitemizin engellenmesine dair bir durum olmadığı gibi böyle bir niyet, aklımızın ucundan geçen bir şey de söz konusu değildir. Ayağınız yere takılsa hemen bunu TBMM Başkanlığının bir kastı olarak değerlendirme şeklindeki kötü niyeti anlamakta da zorlanıyorum."

"Meclisin itibarı"na yönelik eleştirilere yanıt veren Şentop, "Bu Meclis hepimizin. Türkiye'de yaşayan 83 milyon insanımızın. Şüphesiz eleştirelim, buna her zaman açığız ancak rahmetli Uğur Mumcu'nun da dediği gibi önce doğru bilgi sahibi olarak. Bunda mutabık kalalım, doğru bilgi olsun." ifadesini kullandı.

TBMM'nin itibarını korumanın herkesin görevi olması gerektiğini belirten Şentop, "Doğru bilgilerle eleştirilmediğimizi görünce biraz buruk bir sevinç de yaşıyoruz. Demek ki ancak böyle yalan ve kasıtlı bilgilerle eleştiri yapılabiliyor diye tesellimiz de oluyor." diye konuştu.

İlgili birimlerin, doğru bilgilendirme konusunda yardıma açık olduğunu vurgulayan Şentop, "TBMM'nin bu ülkeyi, devleti kuran gazi bir kurum olduğunu, bu anlamda biricik mahiyete sahip bir kurum olduğunu hepimizin bilmesi lazım. Meclisi zayıflatmak aslında Türkiye'yi zayıflatmak anlamına gelir. El birliğiyle başta bizler olmak üzere bu konuda hassasiyeti artıralım." dedi.

"Henüz Meclise gelmiş bir tezkere yok"

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Şentop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Libya'ya tezkeresinin, Meclis açılır açılmaz sunulacağına" ilişkin açıklamaları hatırlatılarak, "Buna yönelik bir planlama var mı?" sorusu üzerine, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye sınırları dışında görev yapabilmesi veya Türkiye sınırları içinde başka bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin bulunması konusunda TBMM'den Anayasa gereği bir izin alınması gerekiyor. Buna tezkere diyoruz. Bir talep geliyor, Mecliste oylanıyor." bilgisini verdi.

Libya'ya asker gönderme tezkeresinin konuşulduğunu hatırlatan Şentop, şöyle konuştu:

"Libya'yla yapılan askeri ve güvenlik yardımlaşması konusunda anlaşma geçtiğimiz cumartesi günü Meclisimizden geçti. Talep olduğu takdirde buna dair bir tezkerenin de parlamentomuza geleceğini Sayın Cumhurbaşkanımız dün ifade etmişti. Henüz Meclise gelmiş bir tezkere yok. Meclis 7 Ocak'a kadar da çalışmalarına ara verdi. Bu bakımdan henüz elimizde yorum yapılacak bir bilgi, metin yok. Ama bir tezkere geleceği ifade edildi ve geleceğini biliyoruz."

"Meclisin 100. yılında Meclis çalışanlarının kulağı da sizde. Mecliste eşit işe eşit ücret olacak mı?" sorusuna Şentop, "100. yıl içinde olacak inşallah" karşılığını verdi.

"Partili cumhurbaşkanı modelinden sonra partili bir meclis başkanı veya bir belediye başkanının bir siyasi partinin genel başkanı olabilmesini mümkün kılacak yasal düzenleme için ne söylersiniz?" sorusu üzerine Şentop, "Meclis Başkanıyla ilgili olarak söyleyeyim; doğru bulmam." dedi.

"Anayasada cumhurbaşkanlarının bir siyasi parti üyesi olmasına dair bir engel bulunmadığını" ifade eden Şentop, başkanlık sisteminde dünyanın hiçbir yerinde, başkanın partisiz olmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığına dikkati çekti.

Şentop, şöyle devam etti:

"ABD Başkanı partisiz mi veya nereye dönerseniz dönün, Fransa'da yarı başkanlık sistemi var, cumhurbaşkanı partisiz mi ya da Latin Amerika ülkelerinde? Dünyanın neresine giderseniz gidin başkanlık sistemi varsa o ülkede başkan mutlaka partilidir. Bir siyasi parti üyesiyse eğer başkan, cumhurbaşkanı, o siyasi partinin çeşitli kademelerinde de görevli de olabilir. Buna bir engel, sınırlama yok. 'Partili cumhurbaşkanı', 'partisiz cumhurbaşkanı' tartışması bana göre henüz parlamenter sistemin temel parametrelerini zihinde tutarak yeni sistemi değerlendirmenin bir sonucu.

Parlamenter sistem bir paradigma kendine göre. Kendi içinde bir yapılanma var, kendi parametreleri var. Onları ancak parlamenter sistemi değerlendirirken kullanabilirsin. Başkanlık sistemiyse farklı bir paradigma. Bugün yerli otomobil de tanıtılacak. Malum manuel vitesli otomobiller var, otomatik vitesli olanlar var. Sürekli manuel vitesli kullananlar içinizde de vardır mutlaka, manuelden otomatiğe geçenler, ilk bindiğiniz zaman bir süre debriyaj arıyorsunuz. Gaz pedalı var zaten ama debriyajı mutlaka arıyorsunuz, eliniz vitese gidiyor. Buna alışık olduğunuz için böyle. İkisinin de motorlarının çalışma mantığı farklı. Paradigma derken kastettiğim bu."

"Etkinliğe boğma şeklinde olmaması lazım"

Şentop, Meclisin kuruluşunun 100. yılı etkinliklerine ilişkin bir soru üzerine, bu konuda birçok kesimin talebini dinlediğini, görüşleri aldığını hatırlattı.

Bu kapsamda yapılacak birçok şey olduğunun altını çizen Şentop, "Her güne birden fazla etkinlik de konulabilir bu süre içinde fakat etkinliğe boğma şeklinde bir şeyin olmaması lazım. Önemli olan bazı vurguları ortaya koymak. Bir kısmı kalıcı, hepsinin kalıcı olması da doğru değil, bir kısmı da güncel, aktüel olmalı etkisi bakımından. Bu dengeyi de tutturarak bir program hazırladık. Zaman içinde detaylarını konuşacağız." dedi.

TBMM 100. Yıl Tanıtım Filmi "Komisyon raporuna dönüşmemiş"

Şentop, "Kanal İstanbul Projesi"ne ilişkin bir soru üzerine "Kanal İstanbul, 23 Nisan 2020 ile ilgili değil. Onun için ben görüş bildirmeyeyim Kanal İstanbul ile ilgili." diye konuştu.

Mustafa Şentop, "15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporunun Meclis Başkanlığında olup olmadığı" şeklindeki soru üzerine, bu konuda daha önce de yanıt verdiklerine dikkati çekerek, bazı basın mensuplarınca, soru önergelerine verilen yanıtların yalnızca bir kısmının habere konu edilmesine yönelik sitemini dile getirdi.

Şentop, söz konusu metinlerinde özellikle Meclisi ve Meclis Başkanlığını itham edecek gibi görünen kısmın haberleştirildiğini ancak esas cevabın olduğu kısma haberde yer verilmediğini vurguladı.

"İnsanların kalplerinden geçenleri, zihninin arka planındakileri de bilerek cevap vermiyoruz." ifadesini kullanan Şentop, "Bununla ilgili bir formül var aklımızda. Kısa zaman içerisinde işin tam doğrusunu ortaya belgeli bir şekilde koyan, herkesin istifadesine muhtemelen açık bir web sayfası yapacağız." açıklamasında bulundu.

Mecliste 15 Temmuz hain darbe girişimine ilişkin bir Araştırma Komisyonu kurulduğunu anımsatan Şentop, komisyonun çalışmalarını tamamlayarak, buna yönelik metni dönemin Meclis Başkanı'na sunduğunu anlattı.

Komisyonun CHP'li üyelerinin rapor metnine yönelik itirazları üzerine dönemin Meclis Başkanı'nın raporu Komisyona iade ettiğini, ancak Komisyonun gereken düzeltmeyi yapmadığını anlatan Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu haliyle bir mutabakat olmadan da bu metni resmi metne dönüştürmek mümkün değil. Söylediğimiz budur, gizli saklı bir şey yok. Bir metin var ortada ama bunu 'komisyon raporu' olarak nitelendirmek bu haliyle mümkün değil. Bir metin olmuş. Ona muhalefet şerhi yazılmış. Sora muhalefet şerhlerine bakılarak metinde değişiklikler yapılmış. Muhalefet şerhi yazanlar da diyorlar ki 'Ya bu metin eski haline iade edilsin. Veyahut o muhalefet şerhleri üzerine yapılan eklemelere biz tekrar ayrıca muhalefet şerhi yazalım.' Bunun bir sonu yok. Sonuçta metin ve muhalefet şerhleri üzerinde komisyon üyelerinin mutabık kalması lazım. Böyle bir mutabakat sağlanamadığı için bu metin, teknik anlamıyla İçtüzüğümüze göre bir komisyon raporuna dönüşmemiş."

"Çözülmemiş olsaydı bana gelirdi"

Meclis Başkanı Şentop, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın yeni parti kurmaları konusunda değerlendirmesinin sorulması üzerine, söz konusu kişilerin mevzuata göre gerekli şartları sağlandıktan sonra siyasi parti kurma hakları bulunduğunu belirterek, "Bunlarla ilgili değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum." dedi.

Mustafa Şentop, "Meclis çalışmaları kapsamında performansını beğendiğiniz bir milletvekili var mı?" şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

"Çok takdir ettiğim, çok iyi çalışan, Meclis çalışmalarını çok yakından takip eden birçok milletvekili arkadaşımız var. Onların isimlerini söylemek doğru olmaz, bu tamamen şahsi değerlendirmem olur. İsimlerini vermediğim arkadaşlar alınabilir. Ama sayısının çok olduğunu düşünüyorum. Hem genel kurul hem komisyon çalışmalarında hem soru önergelerinde hakikaten çok iyi çalışan arkadaşlarımız var. Mutlaka çalışmayan, orta derecede çalışanlar da vardır. Ama bunu değerlendirmek, not vermek benim işim değil. Bunu takip etmek kolay. Konuşmalarından, soru önergelerinden bunu görmek, izlemek mümkün."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER