bodrum escort bodrum escort bodrum escort atasehir escort umraniye escort kadikoy escort kadikoy escort

Kurban Bayramı Öncesi Af Var MI, 2018’de af varmı, bayram öncesi cezaevi affı varmı, af kanun tasarısı, en son dakika af açıklaması? Gerçek Taraf
sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort ankara escort

Kurban Bayramı Öncesi Af Var MI, 2018’de af varmı, bayram öncesi cezaevi affı varmı, af kanun tasarısı, en son dakika af açıklaması?

Genel af çıkacak mı 2018, Kurban bayramı öncesi af olur mu, bayramda af çıkacak mı, kurban bayramı 2018 de cezaevi affı çıkacakmı, mahkumlara bayram affı çıkacak mı, Genel af çıkacak mı 2018 mahkumlara tutuklulara borçlulara af var mı? Genel af ne demek, kapsamı nedir? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talebiyle gündeme gelen genel af hakkında tartışmalar sürüyor.

Kurban Bayramı Öncesi Af Var MI, 2018’de af varmı, bayram öncesi cezaevi affı varmı, af kanun tasarısı, en son dakika af açıklaması?
Kurban Bayramı Öncesi Af Var MI, 2018’de af varmı, bayram öncesi cezaevi affı varmı, af kanun tasarısı, en son dakika af açıklaması? Gerçek Taraf

 

Genel af çıkacak mı 2018 mahkumlara tutuklulara borçlulara af var mı? Genel af ne demek, kapsamı nedir? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talebiyle gündeme gelen genel af hakkında tartışmalar sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada genel afla ilgili; “Bizim gündemimizde af biye bir şey yok. Kimse farklı yaklaşım göstermesin. Yargı bir hüküm vermişse, içeriye girmişse onları affetme hükmü bizim değil. Biz kalkıp bir af çıkartmayız. Bunun istismarına da fırsat vermeyiz. Bu işi oya tahvil etmek için af çıkaramayız.” diye konuşmuştu. Genel af son dakika açıklaması ise yine Bahçeli’den geldi. Katıldığı bir televizyon programında soruları yanıtlayan Bahçeli, “Bir gün bunlar aracılığıyla 48 bin terör ve FETÖ tutukluluğu dışında kalan kader mahkumu dediğimiz insanları her yönüyle tahrik edip iki battaniye 4 ranza yaksa dışarıdaki propagandalarla bir takım bir şeyler olsa seçime giderken bir Gezi olayına benzetseler çok büyük tehlikeler olur. Böyle bir ortamda 2000 yılında yaşayan bir ve sorumlu olan başbakan yardımcısı Devlet Bahçeli olarak bunları bile bile her türlü ihtimali dikkate alıp bunun önünü kesebilmek için bir cümle sarf ediyorsunuz. Af çıkartalım. Af çıkartmayla ilgili de uyarıyı yaparken diyoruz ki, “Eğer gerekli tedbiri alırsanız mesele yok”. Burada 10 bin asker görevlendirildi.” açıklamalarında bulundu. Türkiye’de genel af örnekleri bir hayli fazladır. Örneklerle konumuzu daha da anlaşılır hale getirelim. Hatırlayacak olursanız 6 Şubat 2003 tarihinde cezaların ertelenmesi sağlanmıştı. Başka bir örnek vermek gerekirse, 27 Nisan 2002 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı hapis cezasına mahkum edilenlerin, 4758 numaralı kanun gereği toplam cezaları on yıl indirilmiştir. Dikkat ettiğimiz kadarıyla genelde genel aflar hükümet değişiklikleriyle gündeme gelmektedir ve bu dönemlerde gerçekleşmektedir.

 

GENEL AF ÇIKACAK MI? SON DAKİKA BAHÇELİ AÇIKLAMASI

Sizin af konusundaki çıkışınız seçim dönemine damgasını vurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan affın gündemlerinde olmadığını gündeme getirdi. Neden af istiyorsunuz?

 

Devlet Bahçeli: Adaylardan bir tanesi tutuklu. Aynı zamanda PKK’nın siyasal uzantısı konumundaki bir siyasi partinin de eş başkanı. Yönetimi altında bazı olayları da Türkiye’de yaşandığı acılarla dolu bir süreç. Bunun aday olması bir defa düşündürücü. HDP içerisinde Cumhurbaşkanı adayı gösterecek bir şahsiyet kalmamış gibi bu kişiyi öneriyorlar ve herkes bunun tutukluluk halinin kaldırılarak adaylık sürecinin devamını istiyor.

 

Millet İttifakı da diyor ki, “YSK bu adaylığı onaylamış. Partisine bir seçim yardımı yapılmış para verilmiş  o zaman biz niye tahliyesini talep etmeyelim”.

 

Devlet Bahçeli: Partisine yardım yapılabilir, YSK hukukun dışına çıkamaz. Yani HDP seçime girme yeterliliğine sahip bir teşkilatlanması varsa ve bir aday çıkarmayı düşünüyorsa sen aday çıkartamazsın diyemez. Ama o partinin mensupları Türkiye’yi kaosa, krize, kargaşaya ve bazı gelişmelerin üstünü örtmeye, terörle mücadeleyi gölgelemeye, PKK’ya biraz yandaşlık yapmaya fırsat verebilecek davranışlardan uzak kalması lazım. Bunun içinde bu şahsı aday olarak görmek istiyorlar ve kendilerinin sahip olduğu her imkandan da yararlanılmasını istiyorlar. Burada Türkiye üzerinde başka bir düşüncenin hakim kılınması var. YSK gereğini yapıyor ama öbürlerinin ısrarla şöyle yapılması böyle yapılması dışarı çıkması konusu üzerinde duruluyor ve bunu da demokrasi özgürlük adına savunuyorlar. HDP’nin uygulamalarında hangi demokratik anlayış yatıyor, hangi özgürlük var. Orada katliam var, acı var, işkence var. Türk milletini bölmeye yönelik faaliyetler var. Bunların hepsini bir kenara bırakacaksınız bir kişi adaylığını koyuyor. Bende, eğer 100 bin imza ile aday olunacaksa o zaman benim yakinen tanıdığım ve ülküdaşım olarak kabul ettiğim ülke ülkü sevdalısı arkadaşlarımız var. Alaattin Çakıcı, Kürşat Yılmaz ve ona benzer diğerleri de var. Ülke ve ülkü sevdalısı birisi cezaevinde çürüyecek öbürü kalkacak ben cumhurbaşkanı adayıyım diye Türkiye’yi gezecek. Eğer böyle bir anlayış hakim olacaksa ben de 100 bin imzayı toplar bu arkadaşlarımızı cumhurbaşkanı adayı olarak takdim ederdik. Eğer memlekete hizmet açısından da meseleye bakıyorsanız bu insanların bilinen ve bilinmeyen yönleriyle hizmetleri de var. O sebepten dolayı ben bu cümleye ilaveten bunu söyledim. Yani siz bunun affını istiyorsanız grubu var veya 100 bin imza bunu yapmak istiyorsanız bizde bu arkadaşlarımızı 100 bin imza toplayarak dışarıya çıkarma teşebbüsünde bulunabilirdik.

 

Orada işte hükümlüler aday olamıyor.

 

Devlet Bahçeli: Burada bir takım şeyleri anlatmaya çalışıyoruz.

 

Devlet için çok şeyler yaptı dediniz mesela ne yaptılar?

 

Devlet Bahçeli: Onları biz burada konuşamayız söyleyemeyiz. Ama bunlar benim ülküdaşımdır. Şehidimizin oğludur. Ülke ve ülkü sevdalısıdır. O günkü şartlar altında kimin ne yaptığı da Türkiye’de bazıları vardı çok daha ileri seviyede ülke yönetiminde bulunmuşlardır. Ama bu insanlarda ceza evinde bulunuyor. Şimdi bazı konuları yanlış anlıyorlar. Şimdi sen diyorsun ki, “Bu ülke ve ülkü sevdalısı olan bir kişi” tanımını yapıyorum. Sonra duyuyorum ki bu çok ağır bir rahatsızlık sebebiyle Kırıkkale’de hastanede yatıyor. Bana düşen görev bunu siyaseten istismar etmek anlayışı yerine yerinde ziyaret etmek. Eğer o hastayken onu ülke ve ülkü sevdalısı olarak tanımlarken hastanede ziyaret etmeyip demeçle konuşsam o arkadaşı istismar etmiş olurum. Bunu ben yapamam. Onun için hastaneye ziyarete gittim. İşte bu çerçevede baktığımız vakit 57. hükümet döneminde bazı olayları yaşadık. Bu konuda konuşması gerekenler hiç konuşmuyor. Bir tanesi Saadettin Tantan. Bir tanesi adalet bakanı Hikmet Sami Türk. Çünkü Türkiye’de 57.hükümet kuruldu bir koalisyon hükümeti. DSP, Milliyetçi Hareket Partisi ve ANAP hepsi yüzde 52 oranına vatan bir yapı. Bu kadar güçlü bir koalisyon oluşmuş ve 3 buçuk yıl görevde kalmış. Parlamenter sistem içinde koalisyonlar bir yönetim şekli ama bu kadar güçlü bir koalisyon bu kadar uzun ömürlü bir koalisyonda olmamış. Bu koalisyonda Milliyetçi Hareket Partisi var. Bundan önceki koalisyonda da Refah Partisi var. Toplumda belli kesimler Refah Partisi’nin iktidara gelişini kabullenemiyor, Milliyetçi Hareket Partisi’nin iktidarda oluşunu zaten hazmedemiyor. Bu gerçekleri biz bilerek geliyoruz. Bunun altında yatan gerçek nedir? 12 Eylül sonrasında var olan ülkücü milliyetçi hareketin potansiyelini cezaevine almakla yetinmediler, bunları paramparça edip darmadağın ederek yok etmeyi amaçladılar. Bunun içinde bir çok çalışmalar yapılırken üç olay üzerinde de hassasiyetle duruldu. Birincisi, Türkeş’siz Milliyetçi Hareket Partisi. İkincisi, Milliyetçi Hareket Partisiz meclis. Üçüncüsü, Milliyetçi Hareket Partisiz hükümet. Türkeş’siz Milliyetçi Hareket Partisi olmadı çünkü siyasi yasaklar kalktı. Arkasından mecliste 19 milletvekiliyle yasal olmayan bir ittifakla TBMM’de temsil edildi. 129 milletvekiliyle 99 yılında kurulan 57.hükümette de 11 bakanlıkta Milliyetçi Hareket Partisi oldu. Bu süreci kabullenemeyenler bir tarafa bir da böyle bir koalisyonun istikrar getirici davranışından rahatsız olan çevreler bir takım gelişmeler ortaya koydular. Mesela 5 tane önemli kuruluş vardı. Fol yok yumurta yok belli toplantılar yaptılar. Türkiye İşverenler Sendikası, ona benzer beş kuruluş. Onlara meşhur beşler derler o zaman. Bir tanesi var başbakanlığın önünde daktilo atıyor, bir tanesi var kriz yaratmak için her şeyi yapıyor. 6 tane banka piyasadan döviz çektiler ekonomik sıkıntı yaratmaya kalktılar. Ama bunlar bir tanesi vardır ki 2000 yılında bir olay oldu. O olay çok önemlidir. Bunları milleti uyarmak ve bir daha böyle hatalara düşmemek için bunu söylüyoruz. Burada Hayata Dönüş Operasyonu başlatıldı. Bu 10 Aralık 2000 tarihinde. Bu çok önemli ve korkunç bir olay. Bir örgütün yönlendirmesiyle cezaevlerinde isyan başlatıldı.

 

Bu seçim öncesi yine benzer bir hareketin olabileceğini mi düşündünüz?

 

Devlet Bahçeli: FETÖ’nün bu kadar büyük bir darbe teşebbüsünde ve ahla kalıntılarının devam ettiği, cezaevlerinde de önemli yöneticilerini bulunduğu bir ortamda 265 bin tutuklu var. Bu devlet yönetiminde bir önceki tecrübeye dayanarak ifade ediyorum. Bunun istihbaratı yok. Eğer cezaevinden 265 bin kişi yatıyor, her biri 8 saatlik vardiya ile yataklarda 3’er kişi 3 saat devam ediyorsa ve bütün sıkıntılar odadayken her türlü insanında bulunduğu bir ortamda örgüt hala cezaevinde faaliyet gösteriyor, dışarısı ile irtibatlı. Bir gün bunlar aracılığıyla 48 bin terör ve FETÖ tutukluluğu dışında kalan kader mahkumu dediğimiz insanları her yönüyle tahrik edip iki battaniye 4 ranza yaksa dışarıdaki propagandalarla bir takım bir şeyler olsa seçime giderken bir Gezi olayına benzetseler çok büyük tehlikeler olur. Böyle bir ortamda 2000 yılında yaşayan bir ve sorumlu olan başbakan yardımcısı Devlet Bahçeli olarak bunları bile bile her türlü ihtimali dikkate alıp bunun önünü kesebilmek için bir cümle sarf ediyorsunuz. Af çıkartalım. Af çıkartmayla ilgili de uyarıyı yaparken diyoruz ki, “Eğer gerekli tedbiri alırsanız mesele yok”. Burada 10 bin asker görevlendirildi.

 

 

 

GENEL AF NEDİR?

 

Genel af, kamu yararına uygunluğu anlaşıldığı belli başlı suç çeşitlerinin kovuşturulmasının durdurulması, verilmiş olan cezaların kaldırılması ya da azaltılmasıdır.

 

Türk Ceza Kanunun 65 maddesinde genel af şu şekilde yer buluyor;

 

Genel af halinde, kamu davası düşer, hüküm verilen cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.

 

Özel af ile birlikte hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek sürenin kısaltılması sağlanır veya adli para cezasına çevrilebilir.

 

Cezaya bağlı olan ya da hükümde belirtilen hak yoksunları, özel affa rağmen etkisini sürdürür.

 

74. maddeye göre genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme gibi durumlarda veya adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez. Genel af halinde yargılama giderleri de istenmez.

 

Türkiye’de genel af örnekleri bir hayli fazladır. Örneklerle konumuzu daha da anlaşılır hale getirelim. Hatırlayacak olursanız 6 Şubat 2003 tarihinde cezaların ertelenmesi sağlanmıştı. Başka bir örnek vermek gerekirse, 27 Nisan 2002 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı hapis cezasına mahkum edilenlerin, 4758 numaralı kanun gereği toplam cezaları on yıl indirilmiştir. Dikkat ettiğimiz kadarıyla genelde genel aflar hükümet değişiklikleriyle gündeme gelmektedir ve bu dönemlerde gerçekleşmektedir.

 

Genel af çıkmasıyla birlikte, soruşturması yürütülen ve henüz dava açılmayan soruşturmalarla ilgili davalar açılmaz. Hakkında hüküm verilip henüz kesinleşmeyenlerin ve davası açılıp mahkemeye devam edenlerin hakkında davaları düşmesine karar verilir.

 

Haklarında hüküm kesinleşip henüz infaza başlamayanların ilgili cezaları vermekten vazgeçilir. Hapishanede olanlar derhal serbest bırakılır ve genel af halinde adli sicil kayıtları silinir.

 

RAHŞAN AFFI NEDİR?

Asıl adı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası olan 22 Aralık 2000’de Rahşan Ecevit’in önerisiyle çıkartılmış, devlete işlenen suçların dışındaki suçlara erteleme ve şartlı salıverme getiren yasadır. Bu yasa kamuoyunda Rahşan Affı olarak biliniyor.

 

9 Aralık 2000’de ölüm orucu eylemlerini sona erdirmek için başlatılan Hayata Dönüş Operasyonu’nda 3 gün sonra gibi bir kısa sürede bu yasa çıkartıldı. Cezaevlerinden yer kalmadığı için çıkartılan bu af yasasının ardında 70 bin kişilik cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düşmüştür. Ancak bu sayı 3 yıl içinde 20 bin artarak 64 bine ulaşmıştır.

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akşamdan Kalma Ve Gözünde Morlukla Uyandı – Eşinin Mektubunu Görünce Mutluluktan Ağladı
Akşamdan Kalma Ve Gözünde Morlukla Uyandı – Eşinin Mektubunu Görünce Mutluluktan Ağladı
Türkiye'deki Araç Sayısı Mayıs Ayı İtibariyle Bakın Kaç Milyona Ulaştı!
Türkiye'deki Araç Sayısı Mayıs Ayı İtibariyle Bakın Kaç Milyona Ulaştı!