Türkiye'nin en büyük Girişimsel Pulmonoloji Ünitesi ile hastalara 'nefes' oluyorlar

Türkiye'nin en büyük Girişimsel Pulmonoloji Ünitesi, başta akciğer kanseri olmak üzere çeşitli hastalıklar nedeniyle hava yolları tıkanan hastalara yeniden nefes almanın kapılarını aralıyor.

Türkiye'nin en büyük Girişimsel Pulmonoloji Ünitesi ile hastalara 'nefes' oluyorlar

İSTANBUL (AA) - Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren, Türkiye'nin en büyük Girişimsel Pulmonoloji Ünitesi olarak yaklaşık 15 yıl önce hizmete açılan ve ülkenin her yerinden hasta kabul eden merkezde, yıllık ortalama 9 bin işlem yapılıyor.

Merkezin gelişmiş teknolojik imkanları sayesinde tedaviler sırasında lazer, argon gibi kanama miktarını azaltacak sıcak yöntemlerle Kriyoterapi gibi soğuk yöntemler kullanılırken, hava yolunda açıklığın sürekli hale getirilmesi için bölgeye stent de konulabiliyor.

Aynı zamanda Avrupa ve Amerika'da da alanının en önemli kliniklerinden biri olan ünite, bu alanda uzmanlaşmak isteyen hekimlere de eğitim imkanı sunması dolayısıyla öncü merkez rolünü de üstleniyor.

Ünitenin kuruluşuyla birçok hekime eğitim verme olanağı sağlandı

Aynı zamanda kliniğin kurucusu da olan SBÜ Hamidiye Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdoğan Çetinkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akciğer kanseri hastalarının endobronşiyal tedavi yapılmadan önceki dönemlerde büyük hava yolu tıkanıklığına bağlı olarak nefes almada zorluklarının ve çoğu zaman bu nedenle vefatlarının söz konusu olduğunu söyledi. Bu soruna çözüm bulma amacındaki ünitenin, alanında kurulan ilk merkez olduğunu vurgulayan Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Biz bu ihtiyacı gördüğümüz için yurt dışındaki hocalarımızdan eğitim alıp daha sonra da bu ünitede işlemlerin yapılması için öncülük ettik. Kuruluş için bu ünitede yer aldık. Bu ünitenin kuruluşundan sonra da birçok hekime eğitim verme olanağı sağlandı. Şu anda da birkaç merkezde daha bu işlemler yapılabiliyor. Bu işlemin güçlüğü şuradan geliyor, uğraştığımız alan tamamen hastanın büyük hava yolları, yani bizim ana soluk borusu dediğimiz alanda çalışıyoruz. Bu da hastanın tabii ki komplikasyon riskinin üst düzeyde olmasına neden oluyor. Bundan dolayı da hekimlerin işlem noktasında biraz çekingenlik göstermesi söz konusu."

Fakülte olarak 58 eğitim ve araştırma hastanesiyle işbirliği içinde olduklarını belirten Çetinkaya, "10 bine yakın uzmanlık öğrencimiz var. Bunların eğitimi de fakültemiz üzerinden yürütülüyor. Bu eğitimlerin kalitesinin artması ülkemizin geleceği açısından bir umut ışığı aslında." diye konuştu.

Sıra dışı nefes darlıklarına dikkat

Girişimsel Pulmonoloji Ünitesi Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Mehmet Akif Özgül de bronkoskopi ve girişimsel bronkoskopi konusunda Türkiye'nin en önde gelen merkezi olduklarını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

"Girişimsel pulmonoloji ünitesi özellikle akciğer kanseri olmak üzere bazı akciğer hastalıklarında bronkoskopik tanı ve tedavi yöntemleri içeren bir disiplin. Akciğer kanserli hastaların en sık ölüm sebeplerinden biri boğularak ölmeleridir. Özellikle soluk borusu ya da akciğerde ana bronşları tıkanmış hastalarda ciddi nefes darlıkları oluşmaya başlar. Bununla beraber eğer biz bu darlıkları açamazsak bu hastalar boğularak ölecek. Burada yapılan en önemli iş akciğer kanserli hastalarda hava yolu açıklığını sağlayarak onları boğulmaktan kurtarmak."

Özellikle akciğer hastalarında nefes darlığına yol açan sorunların genelde KOAH akut atağı olarak düşünüldüğünü ve endobronşiyal durumların akla getirilmediğini belirten Özgül, bu konuda hekimlerin farkındalığının artması gerektiğini söyledi,

"İlaçlı tomografiyle rahatlıkla tanı konulabilir"

İlaçlı bir tomografiyle bu tanının rahatlıkla konulabileceğini vurgulayan Özgül, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu işte artık bize ulaşmak çok kolay, en azından hastanın tomogrofisi çekilerek bize ulaşılırsa biz onlara rahatlıkla yardımcı oluruz. Hastanın hava yolu tıkanıklığı ne kadar fazlaysa işlem süresi o kadar uzun sürer, hastada gelişebilecek komplikasyonlara da daha fazla rastlanabilir. O yüzden biz bu işlemi en erken dönemde yapmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Bizim yaptığımız tedaviyle hastanın nefes darlığı düzeliyor, performansı artıyor ve bundan sonra alacağı tedavilerle, hastalıkla daha güçlü baş edebiliyor. Takipte, tanıda, tedavide her zaman "Endobronşiyal tedavi yapılabilir mi?" diye değerlendirilmeli. Akciğer kanserinde oluşabilecek sıra dışı nefes darlıkları, oluşabilecek kanamalar ya da başka bir durumda böyle bir tedavi akla gelmeli."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER