Advert
Advert

Hüseyin Kurt; Fındıkta Oynanan Oyunlar

Fındık, uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü fırsat bulamadığım bir konu! Fındık ile ilgili az bilinen veya bilinmeyen bazı konuları birlikte inceleyelim;

Hüseyin Kurt; Fındıkta Oynanan Oyunlar
Hüseyin Kurt; Fındıkta Oynanan Oyunlar Gerçek Taraf

 

Dünyada en çok fındık sırasıyla; Türkiye, İtalya, ABD, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya gibi ülkelerde yetiştiriliyor.

 

İlginçtir; dünyada fındık alımının %91’i Avrupa ülkeleri tarafından yapılmakta!

 

Bu alımın %80`i de çikolata ve şekerleme sanayinde hammadde olarak kullanılmakta.

 

Dünyada fındık ihracatının son 5 yıllık ortalaması 621 bin ton ve bunun %80’i Türkiye tarafından gerçekleştiriliyor.

 

Başka bir ilginçlik daha var; Fındık üretimi olmamasına rağmen dünyaya fındık satan Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve İsviçre gibi ülkeler!..

 

Yani bizden alıp diğer dünya pazarlarına satıyorlar (re-export)

 

Dünya’da en çok fındık alan ülkeler ise; İtalya, Almanya, Fransa, Rusya, Belçika, Avusturya ve İsviçre

 

Bu ülkelerin ortak özelliği çikolata ve şekerleme sektöründe lider ülkeler olmaları. Bunu gıda sektöründe fındığın alternatifi olan bademin de en büyük alıcıları olduklarından doğrulayabiliyoruz.

 

Dünyada fındık verimi ilgili de ilginç veriler var;

 

Türkiye'nin fındık verim ortalamasının dekara 94 kg olmasına rağmen, ABD'de dekara ortalama verim 444 kg. Yani bizim 4 katımızdan daha fazla…

 

Diğer bazı ülkelerde verimde bizden çok iyi;

 

Yunanistan’da 325 kgGürcistan'da 249 kgİtalya'da 187 kgİspanya'da 129 kg dekara verim alınabilmektedir.

 

***

 

Gelelim ülkemize;

 

Türkiye’de 39 ilde fındık üretiliyor fakat fındık üretimi için ruhsatlı üretim alanları en son “2014/7253 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı” ile 16 il ve 132 ilçe olarak sınırlandırıldı. Bu izin işi sizi yanıltmasın bu sadece desteklemeler konusunda önemli. Aslında fındık dikimi her yerde serbest(!)

 

400 bin aile, yaklaşık 2 milyon kişi geçimini doğrudan fındıktan sağlıyor!

 

Fındık üretimi yapanların eğitim durumları ise; Orta ve Doğu Karadeniz’de üreticilerin %61’i ilkokul, %12’si ortaokul, %16’sı lise, %7’si yüksekokul mezunu ve %3’ü okur-yazar. Bu bölgedekilerin %72’si nin tarım dışında geliri var.

 

Durum Batı Karadeniz’de biraz daha farklı; üreticilerin %87’si ilkokul, %6’sı ortaokul, %5’i lise mezunu ve %2’si okur-yazar. Bu bölgedekilerin ise ancak %43’ü nün tarım dışı bir geliri var.

 

Her 4-5 üreticiden 1’i nin "yenilikçilik düzeyi"nin ise düşük olduğunu da düşünürsek üretici profili ortaya çıkıyor!

 

Türkiye’de en fazla fındık alanı sırasıyla; Ordu, Giresun ve Samsun’da var. Devamında ise; Sakarya, Trabzon, Düzce gibi iller geliyor.

 

Burada ilginç bir konu var; fındık üretim alanları ile illerdeki üretim arasında doğrusal bir orantı yok!

 

Bunun nedenini; iklim, bakım ve periyodisite (bir yıl az bir yıl fazla ürün) den dolayı verimde dalgalanmalara olarak sayabiliriz.

 

Bunu bazı yıllarda hem dekara verim hem de üretim miktarı olarak Sakarya ilinin ilk sırada olmasından anlayabiliriz.

 

Sakarya ilindeki verim ve bağlı olarak üretimin fazla olma nedenlerini incelersek; yeni ve nizami bahçe tesis edilmesi, fındık dallarının ve köklerinin genç olması, mekanizasyonun yani fındık bakımının daha iyi olması ve toprak derinliği olarak sayabiliriz.

 

***

 

Fiyat oynamaları neden oluyor?

 

Birincisi fiyatı biz değil, fındığı sattığımız ihracatçı ülkelerin belirlemesi. Fiyatı oluşturan diğer bir konu ise verimde dalgalanma sonucu arz-talep dengesi ve alivre satışlar konusu.

 

Halk arasında “Fındık Borsası Hamburg’ta” diye bilinmeѕine rağmen, Hamburg’da fiziki anlamda bir Fındık Borsаsı veya binası yok! Gelişen teknolojі ve iletişim ile birliktе аlıcı ve satıcı arasında elektronik оrtamda fiyat belirlenmekte.

 

Fiyatta bir etken de aflatoksin konusu;

 

Aflatoksin sıkıntısı, Türkiye’nin başına ilk kez 1967 yılında Kanada’ya gönderilen 10 ton iç fındığın geri gönderilmesi ile ortaya çıkmış.

 

Devamında ise bazen gerçek bazen de rekoltenin yüksek olduğu yıllarda piyasayı dengede tutmak için yurtdışı alıcıların aleyhte kullandığı bir koz olarak ortaya çıkmış.

 

Yani borsayı elinde tutan yabancı alıcı; rekolte düşükse susuyor, rekolte yüksek ise aflatoksin dedikodusunu yayıyor. Doğal olarak bu da fiyata yansıyor.

 

Aflatoksin konusuna girmişken gerçek verilere ulaşmak için kalibrasyon veya farklı nedenler ile ithalat sonrası dönen fındıkların numunelerine bakmalıyız. Nihayetinde aflatoksinli olarak dış pazarlara gönderilen fındık ülke pazarını ve fiyatı direk etkilediğinden ilgililere gereken yaptırımlar uygulanmalı.

 

***

 

Gelelim rekolte konusuna!

 

Rekolteyi yıllarca 3 ayrı kurum kendi metod ve örnekleme alanlarına göre belirledi. Herkesin rekoltesi ayrı yani! Durum halen daha böyle.

 

O kadar ki özel şirketler bu değerlere inanmak yerine kendileri ekipler kurarak rekolte tahminleri bile yaptırdı. Bu durum da aynen devam ediyor.

 

Dönem dönem siyasete alet edildi ama kimse tam anlamı ile "arkadaş senin rekolte tahminin neden tutmadı" diye sormadı veya soruşturmadı!

 

Hal böyle olunca maniple edilebilen veya tutmayan rekolte sonucu, büyük ve yabancı alıcının pazarın kurallarını ve fiyatı belirlediği bir yapı oluştu.

 

Rekolte konusunda ne yapılmalı;

 

Öncelikle rekolte tahmini bağımsız kurul veya araştırmacılar ile tek elden devlet kontrolünde yapılmalı. Rekolte hasattan 1 hafta önce, Temmuzun 2. haftası açıklanmalı. Böylece fındıkta rekoltede en önemli etmen olan zararlanmalar son ana kadar gözlemlenebilir ve gerçeğe çok yakın bir tahmin yapılabilir.

 

Bu tahmin ise pazarın oluşmasında ve piyasanın düzenlenmesinde en büyük etmen olur.

 

***

 

Fiyatın ve rekolte tahminlerinin yarattığı sektörel deprem ise Ocak-Şubat aylarında yapılan alivre satışlar ve buna bağlı 2014'te meydana gelen büyük don olayından sonra fiyatın aşırı yükselişi fındık sektöründeki en büyük aktörün yabancıların eline geçmesine neden oldu.

 

Şimdilerde ise en büyük alıcı sektörün kurallarını belirler olmuş. Öyle ki fiyat oynamaları ve piyasayı dengede tutmak adına 2-3 yıl fındık bile depolar olmuş.

 

***

 

Fındık konusu çok uzun ama kısaca “peki neler yapmalıyız?” sorusunun cevabını arayalım;

Dekar başına verim diğer ülkelere göre çok düşük. Fındıkta kalite faktörü önde tutularak verim en az 2 katına çıkarılmalı.

 

Bahçeler ve buna bağlı fındık ocakları gençleştirilmeli, hatta gençleştirme için destekleme verilmeli.

2014 yılından itibaren fındık fiyatları yükseliş gösterdi. Bu durum kısa ve orta vadede çok avantajlı gibi görülse de bu fiyat politikası uzun vadede Türkiye için bazı tehditler ve riskler içerdiği görülmeli.

 

Örneğin; Azerbaycan ve Gürcistan’daki üretim artışı önümüzdeki yıllarda ülkemizin fındık ihracatını olumsuz etkileyebilir. Nihayetinde fındık fiyatlarının yüksek olması ve bu gibi ülkelerde üretim maliyetlerinin düşük olması nedeniyle fındık üretimi yaygınlaşmakta!

 

Rekolte tahmini tek kurum tarafından yapılıp ve hasattan 1 hafta öncesine kadar saha tahmin değerleri son ana kadar toplanmalı ve ilk rekolte tahmini 15 Temmuzdan önce kesinlikle açıklanmamalı.

 

Fındık üreticisinin yaş ortalamasını gençleştirmeye yönelik sosyal ve kültürel önlemler alınmalı.

 

Lisanslı depoculuk konusu sektörde desteklenmeli, önceki yıllarda denenen modellerin neden işletilemediği iyice araştırılmalı. Giresun'da uygulanan AB IPA Bölgesel Rekabet Edebilirlik Operasyonel Programı çerçevesindeki "Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsa Kurulması Projesi" dikkatle takip edilmeli, piyasaya olan etkileri ve işletme deneyimleri gözlemlenmeli. Gerekirse diğer bölgelere model olması sağlanmalı.

 

Kalın sağlıcakla…

Hüseyin Kurt

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tecavüz Edilen Atlar Canlı Yayına Çıktı
Tecavüz Edilen Atlar Canlı Yayına Çıktı
150 Mahkum Avluya Çıkarak Bunu Yaptı
150 Mahkum Avluya Çıkarak Bunu Yaptı